HÜSEYİN AKDAĞ

HÜSEYİN AKDAĞ (ASTROLOJİK DANIŞMAN VE YAŞAM KOÇU)

Benim için her şey, Rehber Öğretmenim Emine Cengiz’in bir sözüyle başlamıştı. Bana " Peki, sen ne istiyorsun, Hüseyin ? " demişti ve ben o gün, benim de bir isteğim ve bunun bir hükmü olabileceğinin farkına varmıştım! Açılmıştı Pandora’nın kutusu! O kutuda neler mi vardı? O kutuda benim bugüne kadar varlığının bile farkında olmadığım " hak ediş " im vardı.

Yolculuk hep devam etti. O an için düştüğüme inandığım her an, beni bir adım daha öteye götürebildi. Karanlığın da dostum olduğunun farkına vardığımda; artık gördüğüm hakikatin kendisiydi. Üniversite öğrenimim için İstanbul’un kapıları aralanmıştı. İstanbul Teknik Üniversitesi, Mimarlık Fakültesi, Şehir ve Bölge Planlaması Bölümünü kazanmıştım. Aynı sene konservatuar sınavlarına da hazırlanmış, başarılı olamamıştım. Şehir ve Bölge Planlaması bölümünde hazırlıkla birlikte üç buçuk yılım geçti. Belki bir şehrin planını gerçekleştirebilecek altyapıyı sağlamak değildi başardığım; bununla birlikte yüreğimin planı çizilmişti ve ben yürümeyi, özgürce düşünmeyi ve kendimi kelimelerin ötesinde bir gücün sesiyle ifade etmenin adımını atabilmiştim.

Yarı ve tam zamanlı olmak üzere, bir buçuk sene boyunca bir hızlı yiyecek firmasında kasiyer olarak çalışmıştım. Üç gün sonra zaten kaçacağıma inanılarak alındığımın itiraf edildiği bu iş yerinden, bir buçuk yılın sonunda restoran şefi olarak ayrılmıştım.Üç sene boyunca her aralık ayında bıraktığım okulumda, yarı dönem boyunca bir yandan çalışırken bir yandan konservatuara hazırlanmıştım. O zamanlar amacımın bunlardan birini seçmek ve onu yapmak olduğuna inanıyordum. Zaman bana bunların bugünün inşası olduğunu anlatacaktı ki o zaman henüz anlamamıştım ve çalakalem koşuşturmaktaydım.

Farklı işlerde çalışırken hayalim OL’an konservatuar eğitimimi de almaktaydım. Hatta dev bir orkestrada( benim için ) da çalışmalara katılmaktaydım; bununla birlikte yüreğim " Vur kendini yollara! " dedi ve her şeyi geride bırakarak Antalya’ya yola çıktım. Üç aylık bir yolculuk olacaktı! Üçüncü ayımın sonunda oraya yerleşme kararı almıştım. Burada Reiki ile tanıştım ve Reiki Eğitmenliğimi aldım. Bir şeylerin değişmesi gerektiğinin farkındaydım ve eğitimden eğitime koşuşturmaktaydım. Birçok farklı seans ve çalışmayı deneyimliyordum. Nerede, ne var diyorlarsa uçarak gidiyordum. Ruhsal derinleşme ve farkındalık çalışmalarında kendimi arıyordum ve bugüne kadar yaşamın bana ne anlatmaya çalıştığının farkına varmaya çalışıyordum.

Yaklaşık altı ay süren, benim için derin bir yolculuk olduğuna inandığım Yaşam Koçluğu Eğitimimi aldım. Daha sonraları eğitim aldığım bu akademide eğitmenlik eğitimimi de tamamladım.Bunanla birlikte EFT ( Duygusal Özgürleşme Teknikleri ) Terapistliği Eğitimini de bu esnada kendime kattım. Bilinçaltımda ki direnişlere çoktan savaş açmıştım ki en büyük savaşın onlarla barışmak olduğunun farkına varacaktım.

Ben öğrenme devrinin kapanıp, ‘’ keşfetme ‘’ devrinin açıldığına inandım ve ışığım olan her ruh parçama seslendim. Buluşalım! ‘’ keşif ‘’ benim için bana yapılan bir çağrıydı ve ben parçaları bir araya getirip onlara yüreğimdeki ışığı katmayı seviyordum. ‘’ numeroloji ‘’ ve ‘’ astroloji ‘’ tamamen bu şekilde açtı bana kapılarını ve ben sürekli yeni keşifler peşinde koşmaktaydım. Sırlar bir bir aralandı ve ben her kendime kattığıma, içimde barındırdığım her şeyden de bir şeyler kattım. Bu ışık benim ve ben gibi kendini arayanların ışığı oldu! Her zaman bilginin, insanın özüne açılan bir kapı olduğunda anlam taşıdığına inandım ve ‘’ Bilginin kapısından; ancak doğru anahtara sahipsen geçebileceksin. ‘’ İşte yol hep o anahtara doğruydu!

Sizi seviyorum,

Hüseyin Akdağ